Bilişsel- Davranışsal Yöntemler: Bu yöntemler, ağrının algısal, duygusal ve davranışsal boyutu olduğu varsayımından hareketle geliştirilmiştir. Ağrının bilişsel yöntemlerle azaltılmasında, öncelikle ağrıya özgü düşünceler tanımlanarak, daha uygun olumlu düşüncelerle değiştirilmeye çalışılmaktadır. Hastanın ağrıyı algılaması ve yanıtını değiştirmesi hedeflenmektedir.

Davranışsal yöntemler, hastanın ağrı davranışını ve ağrı yaşantısını artırdığı düşünülen davranışların, öğrenme teorisi temelinde değiştirilmesidir. Hastanın işlev düzeyini artırmak, olumsuz davranışlarını azaltmak ve ağrı kesici ilaç kullanımını önce azaltıp sonra tümüyle kesmek amaçlanmaktadır.

Kas gevşemesi: Gevşeme eğitiminde, kademeli olarak kasları germe ve gevşetme egzersizleri ile ağrı kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Bu yöntem, anksiyetenin ve iskelet kaslarındaki gerginliğin göreceli olarak giderilmesini ve ağrının azalmasını sağlamaktadır. Gevşeme düşüncesi ve gerçek gevşeme, korteksi uyararak gerginliğin azalmasını sağlamaktadır . Öğrenilmesi ve uygulanması kolay olan gevşeme egzersizlerinin ameliyat sonrası ağrıyı azaltmada yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Gevşeme egzersizi, germe-gevşetme (yaklaşık 20 dakika), sadece gevşetme (yaklaşık 10
dakika), derin nefes alma eğitimi- nefesli gevşeme (yaklaşık 3-4 dakika) ve hızlı gevşeme (birkaç saniye) adımlarından oluşmaktadır.

Dikkati başka yöne çekme: Hastanın dikkati başka bir yöne yöneltilerek, ağrı dayanıklılığını artırmak, ağrı algılama eşiğini yükseltmek ve duyarlılığı azaltmak amaçlanmaktadır. Yorucu bir işlem olduğundan, iki saatten uzun sürmemelidir. Solunum egzersizi, düşleme, müzik dinleme, oyun oynama, konuşma, kitap okuma, televizyon izleme ve sayı sayma gibi çeşitli yöntemleri içermektedir.

Solunum egzersizi: Dikkati başka yöne çekmek amacıyla en sık kullanılan yöntemlerden biri solunum egzersizidir. Hasta soluk alıp vermeye konsantre olması için yönlendirilir, çok hızlı ve derin solumaması, saniyede bir soluktan fazla almaması, pasif ve gevşek soluk vermesi sağlanır.
Düşleme: Uzun yıllardan beri hemşirelik alanında kullanılmaktadır. Hemşire, pansuman değişimi veya ağrıya neden olabilecek farklı durumlarda, hastasından hoşuna giden bir olayı veya manzarayı düşünmesini isteyerek, dikkatini başka yöne çekmektedir. Bu yöntem, hastanın duygusal durumunu etkileyerek ve dikkatini dağıtarak ağrısını hafifletmektedir. Yavaş ritmik solunum ve gevşeme ile birlikte, daha etkili olduğu bilinmektedir.
Müzik dinleme: Müzik, fizyolojik ve psikolojik sağlığı sürdürmek ve geliştirmek için, ağrı kontrolünde doğal bir araç olarak kullanılmaktadır. Ağrıyı hangi mekanizma ile giderdiği tam olarak bilinmemektedir. Gevşeme ya da dikkati başka yöne çekme etkisi ile veya doğrudan nörolojik olarak ağrıyı baskıladığı düşünülmektedir. Hastayı hoşa gitmeyen ağrılı uyaranlardan uzaklaştırıp, ağrı kontrolüne yardımcı olduğu belirtilmektedir. Diğer farmakolojik olmayan yöntemlerde olduğu gibi tek başına ve hastanın şiddetli ağrısı varken kullanılmamalı, hastanın hoşlandığı ve o anki duygu durumu ve gereksinimine uygun müzik türü seçilmelidir. Müziğin, ağrı ve anksiyete üzerinde olumlu etkiler yaptığı, kalp hızını, kan basıncını, vücut ısısını ve solunum hızını düşürdüğü, hastanın dikkatini başka yöne çektiği, kemoterapiye bağlı bulantıyı azalttığı düşürdüğü ve hastaların yaşam kalitesini yükselttiği düşünülmektedir.

Biyolojik geri bildirim (Biofeedback): Fizyolojik bir işlevi kontrol etme ya da gevşemeyi sağlamak için hastanın bilgilendirilmesi temeline dayanmaktadır. Biyolojik geribildirimdeki temel amaç, hastada belirlenemeyecek fizyolojik değişimler ile ağrı arasındaki bağlantının farkındalığının sağlanmasıdır. Hastanın ağrısını kendi kendine kontrol altına alabilmesi için geliştirilen elektronik cihazların kullanılmasını gerektirir. Örneğin, gerilim tipi baş ağrısında, hastanın baş ve yüz kaslarından elektrotlar aracılığıyla alınan elektrik aktivitesini, ses ya da renk olarak algılaması sağlanarak, sesin azalmasından ya da renk değişikliğinden, gevşemenin olup olmadığını anlaması sağlanmaktadır. Hasta kaslarını gerdiği zaman ses ve ışık artmakta, gevşediği zaman azalmakta ve hasta hangi pozisyonda ağrısının azaldığını öğrenmektedir.
Akupunktur: Akupunkturda, vücut üzerindeki meridyenlerin bazı bölümlerinin ağrıyı kontrol ettiği ve bu bölgelere müdahale edilerek, ağrı duyusunun azaltılabileceği ileri sürülmektedir. Meridyen noktalarına küçük çaplı iğnelerle girilerek veya iğnelerle birlikte düşük frekanslı elektrik akımı verilerek (elektro akupunktur) ya da basınç noktalarına el ile (akupressure) basınç uygulanarak ağrı duyusu azaltılabilmektedir.
Meditasyon: İnsanlık tarihi kadar eski bir yöntem olan meditasyon, zihnin
odaklanmış, dingin ve huzurlu olma halidir. Zihni dinginleştirmek ve vücudu gevşetmek için kendini yönetmek olarak da tanımlanmaktadır. Beyin üzerinde hakimiyet kurmaya çalışan bu yöntemin, savunma sistemini güçlendirerek ve melatonin salgısını artırarak ağrı kontrolüne yardımcı olduğu belirtilmektedir. Gevşeme, hastalığa ve ağrıya karşı negatif düşüncelerin giderilmesi, bireyin kendi durumunun farkında olması ve baş etme yöntemlerinin öğretildiği özel şekilleri vardır.
Hipnoz:Ağrı kontrolünde en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Hipnoz, değişen duygu, psikolojik durum ve en az motor fonksiyonu içeren ve dikkatin belirli bir noktaya odaklanmasını sağlayan kompleks bir yöntemdir. Hipnozun ağrı üzerindeki etki mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte, hipnoz sonucu oluşan bazı fizyolojik değişikliklerin ağrıyı etkilediğinden söz edilmektedir. Hipnozun ağrıyı ortadan kaldırılmadığı, sadece algılamada değişiklik yaptığı, hastanın ağrıyı hissettiği ama canının yanmadığı ifade edilmektedir.
Stresle başetme: Ağrıyı artıran stresli durumları tanımayı ve verilen yanıtı değiştirmeyi hedeflemektedir. Baş etme stratejilerine ilişkin eğitim, hastanın sahip olduğu ancak kullanmadığı eski becerilerinden faydalanması ve yeni becerilerin kazandırılması aşamalarından oluşmaktadır.
Aile terapisi: Hasta, kişisel özelliklerinden çok aile sistemi içindeki rol ve pozisyonuna göre değerlendirilmektedir. Hastanın ağrı yakınması ile aile bireyleri arasındaki ilişki araştırılmaktadır. Ağrı, aile sorunlarının dile getirilme biçimi olduğunda, sıklıkla ailede gerginlik olduğunda ortaya çıkmakta ya da kızgınlık ve duygusal gereksinimlerin uygun anlatımı engellendiğinde, bir iletişim biçimi olabilmektedir. Böyle durumlarda ağrı bir aile sorunu olarak ele alınmakta ve terapi süreci aile ile birlikte yürütülmektedir.
Sıcak uygulama/Termoterapi: Bedenin herhangi bir bölgesi üzerine yaklaşık 40-45 C’lik ısı veren bir maddenin veya aracın uygulanmasıdır. Genellikle ameliyattan 48 saat sonra ve diğer tedavilerle birlikte kullanılan sıcak uygulamalar, kuru sıcak, lokal ve genel yaş uygulamalar şeklinde yapılmaktadır.
Soğuk Uygulama/Kriyoterapi: Bedenin herhangi bir bölgesinin üzerine yaklaşık 15 C’lik soğukluk veren bir maddenin veya aracın uygulanmasıdır. Soğuk uygulamalar, kuru soğuk ve yaş soğuk şeklinde ve soğuk kompresler, spreyler, banyolar ve buz masajı olarak uygulanabilmektedir.
Cilde mentol uygulama: Ciltte sıcaklık ve serinlik duyusu yaratan mentol, cildin ısısını değiştirmemekle birlikte, ısı değişimi duygusu oluşturmaktadır. Açık yaralarda, cilt yüzeyinde irritasyon varlığında ve ağrı oluşturması durumunda uygulanmaması önerilmektedir.
Terapötik dokunma: İyileşmeyi sağlamak amacıyla, ellerin vücudun üzerinde kullanılması olarak tanımlanmaktadır. Enerji akımında bir dengesizlik olduğuna inanılmakta ve uygulayıcı hastanın enerji alanına girmektedir. Sadece eğitimli kişiler tarafından uygulanması önerilir
Masaj: İçgüdüsel bir dokunma gereksiniminden kaynaklanan ve en eski
tedavi yöntemlerinden biridir. “Ovma sanatı” olarak tanımlanan ovmanın omuz çıkıkları ve kas yırtılmalarından sonra yararlı olacağını bildirilmektedir

Bu yazılar da ilginizi çekebilir:


“İlaçsız Ağrı Tedavisi” hakkında bir yorum yapılmış

  1. oyyla.com diyor ki:

    İlaçsız Ağrı Tedavisi…

    Ağrının ilaçlar dışında tedavi edilmesinde ilginç yöntemler, uygulama şekilleri….

Bir Cevap Yazın